ANASAYFA

FORUM

UNUTULMAYANLAR

ZİYARETCİLER

AİLE

SERBEST KÜRSÜ

MEZHEP

İSLAMİ KONULAR

KLİP / MUZİK

RESİMLER


   
  FECR - Kur`an iklimine özlem..
  Demokrasinin ahireti
 
Demokrasinin ahireti var mı?
 
 
Sonsuzluğa inanan Müslüman, sonsuzluk adına hiçbir beyanı, görüşü olmayan bir araca nasıl binsin? Müslüman inancında Allah, her şeyi düzenleyendir. Dünyayı düzenleyen O, hayatı düzenleyen O, ölümü yaratan O, ahireti var eden O. O zaman yine sormak gerekiyor: “Demokrasinin ahiretle ilgili bir beyanı, bir görüşü; hatta bir kelimesi var mıdır?”



 

D. Ali TAŞCI / Vakit

Ne kadar “yobazca” ve “gericilik” kokan bir soru. Bu zamanda bu soruyu soranın mutlaka bir art niyeti olmalıdır. “Demokrasinin ahireti var mı?” ne demek? Dünyada yaşıyoruz ve bütün işlerimizi dünyada çözüme kavuşturuyoruz; ahiret ise, inanıyorsan ölümü bekle, inanmıyorsan zaten yok. O halde onu gündeme getirmek, başlı başına bir provokasyon olmalı! 

Gözümüzün önündeki çöpten ormanı, geçtik ormanı, hayatı göremiyoruz. İnanmayanlara lafımız yok elbet. Onların fikirlerine değil, irade beyanlarına da saygı duyuyoruz. Ne var ki; onların da inananların irade beyanına saygı duymalarını istemek, inananların en doğal hakkıdır.

İşte bu olmaz! İnanmayanlar, hiçbir zaman inananların irade beyanına saygı duymamışlardır. Nedenine, niçinine girmiyorum; çünkü insanlık tarihi bunun tanığıdır.

“ABD niçin Irak’ta, Afganistan’da?” soruları bunun cevabıdır.
Irak'ta öldürülen 1.5 milyon insan ve babasız doğan 50 bin (bunlar bilinen) çocuk, Irak’a giren demokrasinin önce Irak’a ve sonra insanlığa hediyesidir!
ABD ve onun babası İngiltere “demokrasi”nin beşiğidir, öyle değil mi? Zihinlerinde oluşturdukları inançlar uğruna dünyayı sallıyorlar ve kimsenin de gıkı çıkmıyor değil, çıkamıyor. “Kral çıplak” diyenler ya delidir, ya da hain.
Demokrasi, nefislerini öne çıkaran insanların dünyayı yönetme rejimidir. Arınmamış insanların iktidar kılavuzudur. Bu kılavuzu hazırlayan insanların zihinlerinde ahiret inancını öne çıkaracak bir endişe söz konusu değildir. Tam tersi, kilisenin doğmatik inançlarına karşı geliştirilen seküler bir yapıya sahiptir. Geliştiği şartlara ve topraklara göre kendi içinde tutarlı olabilir, ama Müslüman zihin yapısına ne kadar uymaktadır? Batı bir şeylere gebe kalmış diye, doğum sancısını Müslümanlar mı çekmelidir?

Batı zihin yapısı bölmelidir, Müslüman zihin yapısı ise Tevhid’i içerir. Tevhid, bir otla bir evren arasında temelde bir fark görmemektir; çünkü bir otun yeşermesi için bir evrenin var olması gerekmektedir. Kaldı ki; otu da, evreni de yaratan Allah’tır.

Müslüman zihin yapısına göre Allah vardır ve O, her şeye hakimdir. Ezeli ve ebedidir. Dünya hayatı geçicidir, ebedi hayat ahirette olandır. Ne var ki; o ebedi hayatı kazanmak ve orada mutlu olmak için, bu dünyada belli bazı kuralları yerine getirmek gerekir. (Trafik kurallarına haklı olarak evet diyenler, din kurallarına karşı çıkabilirler; bu, onların, sonuçlarına katlanmak şartıyla kendi tercihleri.)

Müslüman inancına göre, dünya hayatında yerine getirilmesi gereken kurallar bütününe din denilmektedir. Bu “din”, beşerin zihin yapısının ürünü değil; vahiyle Allah tarafından, insanlar arasından seçilen Peygamber vasıtasıyla insanlara bildirilmiştir. Ve bu din (son din), zamanlar ve mekânlar üstüdür; çünkü onu indiren ve insanlığa hediye eden de zamanlar ve mekânlar üstüdür.

Her eser, sahibinden izler taşır. Din, insanı dünyada arındırmak için vardır. Müslüman inancına göre bir öte dünya, yani ahiret vardır. Hz Ali’nin deyimiyle, “Perdeler açılsa ve ahiret gösterilse, inancımda hiçbir artma olmaz” denecek kadar keskince vardır. Ahiret hayatı sonsuzdur. Dünyada yapıp edilenlerin karşılığıdır.

Şimdi, Müslüman'ın soru sorma hakkı doğmuyor mu: “Demokrasinin ahireti var mıdır?” diye? Şaka değil, ötede sonsuz bir hayat yaşanacaktır! Birilerinin veya bir zümrenin, bir bilmem neyin zevkine, Müslüman'ın ahiret inancından taviz vermesi ne demektir, bunu kimse izah bile edemez.

Hem demokrasi, hem de öteyi kazanmak olmaz mı?

Dağlardan aşağıya doğru boşalan dereler, çaylar ve ırmakların gidecek oldukları denizler, okyanuslar yoksa ne olur? Karalar sular altında kalmaz mı? Dereleri, ırmakları, okyanusları yaratan Allah, saniyede 19 milyon ton suyu buharlaştırarak dünya düzenini milyonlarca sene santim santim düzenleyen Allah, bütün bunlara düzen koyarken yanılmıyor da, insanları yönetmekte “aciz” kalıyor; öyle mi?!! Müslüman inancında Allah, her şeyi düzenleyendir. Dünyayı düzenleyen O, hayatı düzenleyen O, ölümü yaratan O, ahireti var eden O. O zaman yine sormak gerekiyor: “Demokrasinin ahiretle ilgili bir beyanı, bir görüşü; hatta bir kelimesi var mıdır?”

Sonsuzluğa inanan Müslüman, sonsuzluk adına hiçbir beyanı, görüşü olmayan bir araca nasıl binsin? (Demokrasi araç mıdır diye soruyorlar; din araç değil midir; insanın sonsuz yaşamda mutlu olması için? Aslolan insanın mutluluğudur.)

Şimdi hiçbir art niyet taşımadan söyleyelim:

Asla kimsenin irade beyanına saygısızlık etmeden, Müslüman bir zihnin rahat olabilmesi için gereken inancın Tevhid olduğunu söylüyoruz. Bu, dünya ile ahiret ayrımı yapmaz. Din ile devleti, ruh ile beden gibi algılar. Kavga, ikisinin birbirinden ayrılması ile başlar. Ya da bunun adı ölüm olur.

Müslümanlar, sonsuzluklarını düşünmeden hareket edemezler.

 
 
  Bugün 24 ziyaretçi bizimle..  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=